İnternette Arayınız!

Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2021 Perşembe

1974-1975 Yılında Çatak Kuran Kursunda Yatılı Olarak Kimler Vardı / Bekir AKKAYA


Eski adıyla Fatsa Dağgüvezi Çatağı Şimdiki Adı İslamdağ Ku’an-ı Kerim Kursu 1966 yılında Halil Tatlıgül hocaefendi öncülüğünde kurulmuştur. Kursun kurulmasından bu yana  yaklaşık 5000 öğrenci bu kursta okumuştur. Kur'an kursunda okuyan öğrencilerin her türlü giderleri Kur'an kursu derneği ve hayırsever vatandaşlar tarafından karşılanmakta olup öğrencilerden herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Benim okuduğum 1972-75 yılları arasında

26 Nisan 2021 Pazartesi

---vAvو Bilgi...: Fizme Köyü (Belde-Köy)

---vAvو Bilgi...: Fizme Köyü (Belde-Köy): Fizme'nin genel görünüşü Fotoğraf : Bekir AKKAYA Fizme Mahallesi  (Köyü) Fizme Beldesi Kumru-Korgan arasında bir yerleşim birimidir. Kum...

18 Nisan 2021 Pazar

Yüz Yılın İyilik Harekatı (Deniz Feneri) /Bekir AKKAYA

Cumartesi günü Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda Yüz Yılın İyilik Harekatı olarak adlandırılan Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin Seminerine katıldım. Bir günlük seminerde benim gibi Samsun, Amasya, Giresun, Sinop, Tokat ve Ordu gönüllüleri davet edilmişti. Seminerin amacı; gönüllülerce tanışma, gönüllüleri bilgilendirme, derneği

Haklarını Bileceksin Kardeşim /Bekir AKKAYA

 Gazetelerin "Tüketici Hakları" köşelerine haklarımı bilmek yönünden sık sık bakan biriyimdir. Tüketicilere yönelik yasalar ve bilgiler epey işime yarar. Yapılan yasal düzenlemeler "bilinçli bir tüketici" için gerçekten yarar sağlıyor. Alanla veren arasında bir sözleşme yapılıyor ise genelde malı satan kanuni incelikleri de sözleşme metnine çoktan yazmıştır.

            Genelde alıcı hep zarara uğrayan taraf olur. Yani size sözleşme teklifi getiren taraf hangi durum

Şenliğe Tabi ki Hayır /Bekir AKKAYA

Haklı nedene dayanan isteklerin yetkililerce yerine getirilmesi, gücü yetmeyenlerin paylaşması gerekir. İnsanların birlikteliğine ya da katılımına dayanan her ne olursa olsun bir durum söz konusu ise karşı düşüncelere de kulak vermek gerekir. Hiçbir kimse de kendi doğrularından başka doğru olmadığını, kendi görüş ve düşüncelerinin dışında bir düşünce bulunmadığı söyleyemez. Siz öyle düşünüyorsanız, ben de aksini söyleyebilirim.

            Dolaylı veya dolaysız sizinde paylaşmak zorunda olduğunuz etkinlik ya da şenlik, sizinde görüş ve düşünce alanlarınıza girer. Yapılan bir iş veya eyleme ya destek verir ya da karşı çakarsınız. Bir üçüncü durum ise "tarafsızlık" adına hiçbir yanda bulunmazsınız.

            İstesek de istemesek de Kumru'da yaşıyoruz. Ve Kumru'da olup bitenler, ben istemediğim halde beni olumlu ya da olumsuz etkiliyorsa

17 Nisan 2021 Cumartesi

Bilgece yaşamak ya da beyin salatası /Bekir AKKAYA

Kişisel gelişim uzmanlarınca önerilen bazı kitap isimlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Anlaşarak Mutlu Yaşayın, Bilgece Yaşamak, Hayata Gülümse, Her İnsan Hükümdardır, Kocanızın Başarısı Sizin Elinizde, Mutluluk ve Başarı Yolları, Yaşam Coşkusu, Yürek Bilekten Güçlüdür, Babalık Coşkusu, Çocuk Kalbi, Ev İşlerini Savaşa Dönüştürmeyin, Sinirlerinize Hakim Olun, İnsan Denen Meçhul, Olumlu Yaşama Sanatı, Etkili Dinleme, Başarılı İnsanın Karar Anı, Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, vs…”
            Öğrendiklerimizle ilişkilerimiz arasında yüzde yüz bir çelişkiyi her gün yaşıyoruz. Ya bu kitaplar yalan ya bizde bir terslik var…Okudukça saldırıyor, öğrendikçe batıyoruz…
            Fiskos içersinde debelenen bir iş yeri. Dedikodu üreten bir fabrika ya da sokak…Kimin eli kimin cebinde belli değil…Öğrendikçe kibirleniyor, bilgilendikçe hırsa biniyoruz…
            Özden söz edenlerin aksine, söze cila

Kumru Belediyesi Kültür Bölümü Oluşturulsun! /Bekir AKKAYA

Kumru Belediyesinin Yayla şenlikleriyle ilgili karar hala tartışılıyor.  Önceki haftalarda yazdığımız kararı destekleyen yazıya binaen olumlu ve olumsuz epey tepki aldım.  Oysa ben ilgili yazıda şenliğin bu şekilde yapılmasının doğru olmadığını, sanatçı denilen CD’den okuyanlara verilen paranın yanlış olduğunu vurgulamıştım. 

            Yayla veya diğer şenlikler için ilk yapılması gereken Kumru Belediyesi kendi bünyesinde bu tür etkinlikler için bir bölüm oluşturmalıdır. Belediye Kültür Bölümü ilçede yapılacak her türlü etkinlikte lokomotif görevi yapmalıdır.

            Bana göre yayla şenliklerimizin en büyük eksikliği programsız ve amaçsız yapılmasından kaynaklanan düzensizliklerdir. Yapılan etkinlikler sonunda insanlarda olumsuzluklar öne çıkıyorsa, akabinde yakınmalar

Kardelenden; Haberciye Merhaba! /Bekir AKKAYA

Okuduğum her hangi bir yazıyı okumadan önce geçirdiği aşamaları düşünerek okurum. Bu yolla ilgili yazı benim gözümde daha fazla anlamlaşır ve büyür. Ve ben ilgili kitap, dergi ve gazeteden çok fazla istifade ederim. Bu benim bakış açım tüm iş ve işlemler için geçerlidir. Yazılan bir kitap ne kadar sıkıcı olursa olsun, bana ulaşıncaya kadar ki safhaların güçlüğünü düşünerek ondan mutlaka yararlanmaya çalışırım.
            Çoğu kez insanlar kendi yeteneklerinin farkına varmazlar. En önemli husus insanın kendi kendini keşfetmesidir. İşe başlamadan

Şükrü Tevek Öğretmenime Allah Rahmet Eylesin /Bekir AKKAYA

Geçtiğimiz hafta Kumru Atatürk Pansiyonlu İlköğretim Okulu Türkçe öğretmeni Kumru Ballık Köyünden Şükrü Tevek’in ölümü ile eğitim camiası olarak büyük üzüntü yaşadık. Genç yaşta alışık olmadığımız boğulma sonucu hayatını kaybeden Şükrü Tevek’e Allah’tan rahmet, yakınlarına, eğitim camiasına, dost ve sevenlerine Allah’tan sabırlar niyaz ediyorum.

            Şükrü Tevek güzel bir insandı. Öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda suda boğulma hadisesi ile “şehit” olarak ruhunu teslim etti. Namazına büyük özen gösteren kardeşimiz, yine akşam namazını kıldıktan hemen sonra düştüğü Elekçi Deresinde bizim ifade biçimimizle “öldü.” Oysa yine kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e göre “şehitler ölmez!”

            Kelime ve kavramlar anlamlandırılırken o

Yalandan Şenlik : 200 Milyar /Bekir AKKAYA

Bundan tam iki yıl önce Kumru-Ericek Şenliğine para ile davet edilen güya sanatçı efendi “ CD’mi Ankara’da Unuttum” diye sahneye çıkmamıştı. Bizde bunun üzerine “Yayla şenliklerinin kime ne yararı var?” konulu bir yazı kaleme almıştık. Orhan Özdil görüşlerimize katılarak “ben yaylaya kuşların, böceklerin, rüzgarda ağaçların seslerini, onların çıkardığı notaları dinlemek, ruhumu dinlendirmek için çıkıyorum, böceği börteği ürkütmek için değil” diye tepkisini ortaya koymuştu. Şimdi 2006 ve o günden bugüne tam iki yıl geçti.

            Gazetemizde ve internet haber kanallarında yayınlanan haberi özet olarak birlikte okuyalım. “Kumru Belediye Başkanı

16 Nisan 2021 Cuma

Kumrulular Pikniğinden İzlenimler-2 /Bekir AKKAYA

Merkezi- İstanbul’da bulunan ve 1998 yılında kurulan Kumrulular Derneğinin Maltepe-Başıbüyük Köyü piknik alanında yapılan “Kumrulular Piknik Şöleni”nden söz etmiş ve şölene katılan Kumruluların sayısının da 25.000 kadar olduğunu söylemiştim. Önceki haftadan devamla izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya devam etmek istiyorum…
            Yılda bir kez yapılan piknik şöleni, katılan Kumruluların sayısı ile değerlendirilecek olunursa Dernek faaliyeti olarak mükemmel bir organizasyon. Derneğin kuruluş amacı yönünden değerlendirilecekse, pek amaca yönelik bir piknik şöleni olduğunu söylemek mümkün değil. Neticede insanlar birey olarak vakit buldukça İstanbul ya da Ankara’da da olsa

Kumrulular İstanbul’da Çoştu -1 /Bekir AKKAYA

Geçen hafta, Merkezi İstanbul-Bağcılar’da 1998 yılında kurulan Kumrulular Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin Geleneksel Kumrulular Piknik Şölenine katıldım. Kurulduğundan bu yana çok güzel hizmetlere imza atan Kumrulular Derneği şöleninde 20.000’in üzerinde Kumruluların piknik şöleni kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi.

            Dernek yönetiminde bulunan Mali Müşavir Mustafa Çaya ile birlikte Maltepe-Başıbüyük Köyünde bulunan çamlık alanına, sabah namazı gittiğimizde alan çoktan dolmuş, kadın-erkek çolçocuk sabah kahvaltısı için tüplerini yakmaya çoktan başlamışlardı. Dernek Başkanı Celalettin Dervişoğlu ve yönetim ilgili alanı bir günlüğüne 1.800YTL’ye kiralamışlar. İstanbul’da ikamet eden Kumrulu

Fatsa Devlet Hastanesi Avrupa’yı Aratmıyor! /Bekir AKKAYA

Bundan bir yıl önce Fatsa Devlet Hastanesi polikliniğinde sıra beklerken, dışarıda sıra bekleyenleri ve içeriyi kontrol eden birini görünce ilgili kişiye takip etmeye başladım. Tam bizim beklediğimiz odanın kapısından hastaları yara yara içeri giren çantalı birinin arkasından odaya girip “sırada beklemeden içeri neden girdiniz?” sorusu üzerine ilgili hanım efendi “ Ben hasta değilim” cevabı vermişti. Bunun üzerine hasta değilseniz burada işiniz ne diye ilgiliyi ikaz etmiş ve ardından bütün

15 Nisan 2021 Perşembe

Ben Adamın Gözünden Tanırım! /Bekir AKKAYA

Süreklilik arz eden ilişkileri kendim kurmaya çalışırım. Biriyle dost ya da arkadaş olmayı ya da tanışmayı arzu edersem kendim ölçüp biçerim. Bu noktada çok fazla seçiciyimdir. Acele ile yapılan ilişkiler birçok nedenden dolayı başarıya ulaştırmıyor. Sonuçta ya hayal kırıklığıyla ya da mahcubiyetle noktalanıyor. Bu konuda çok fazla ne hayal kırıklığı ne de mahcubiyet yaşadım.

            Birileri gelerek “ şu adam şöyledir, bu adam böyledir” gibi sözlerle kendi hayal kırıklıklarını ya da kuyruk acısı sonucu oluşan ön yargılarını size dayatmaya çalışsalar da ben bu tür kişilere hiç yüz vermem.  Çünkü bu tür insanların ortak özelliği “hiçbir ilişkilerinin sağlam olmadığı” yönünde, bende bir kanaat çoktan oluşmuştur. Bu kanaate ulaşmak ise ya bilgelikten ya da tecrübe denilen kazıklardan oluşmadır…

            “Oturduğum yerden kalkmam ve kalktığım yere oturmam” sözünü prensip edinen birinin zaman zaman şok davranışlarla karşılaşması yine dostlarımız sayesinde oluşur. Bazı birliktelikler bazı olumsuz durumları da beraberinde getirir. Bu satırların

Doktor Bana Bir Çare /Bekir AKKAYA

Bu hafta Mavi Türk Haber grubundan gelen tıp ilminin pek ilgilenmediği hastalıklarımız yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz “kırk bir kere maşallah” denilmesi için kırk birini yazdık. İsterseniz hastalıklarımızın sayısını siz daha da çoğaltabilirsiniz…

            1-Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı,
            2-Yeni atılmış bir betona basma ve isim yazma hastalığı,
            3-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı,
            4-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı,
            5-Kar topunun içine buz koyma

Aptallığın İlacı Yok-2 /Bekir AKKAYA

Geçen haftaki yazımda Yeni Şafak’ta Ali Bayramoğlu’nun aptallar konusundaki görüşlerini sizlerle paylaşmış ve aynı yazıda Carlo M. Cipolla’nın “Aptallığın Temel Yasaları” adlı makalesinde belirttiği Aptallığın Altı Temel Yasasından üç tanesini sizlerle paylaşmaya çalışmıştım.

            Özetle “Akılsız yaratıkların insan ilişkilerinde kendilerine ve ilişki içersinde bulundukları insanlara zarar verdiği halde yaptıkları işlerin neden yaptığını hiç kimse bilmez, anlamaz ya da açıklayamaz. Bu böyledir ve izahı da mümkün değildir. Yapanlar ise aptal insanlardır deyip insan özelliklerini Carlo M. Cipolla’nın ifadeleri ile aşağıdaki gibi açıklamaya çalışmıştık.

            “İnsanlar dört temel gruba

“Ben Bilirim” Mahcubiyeti Artırır!/Bekir AKKAYA

“Gurbani” adında birinin gönderdiği “SAADET, bu işkencene ne zaman son vereceksin?” mesajı üzenine ilk kez yazma konusunda zorlandım. “Rant paylaşma” konusuna başladım “işkence” kelimesi aklıma geldi. Her meseleyi klasik bir mantıkla çözeceğini düşünerek diğer yöntemleri yok sayma gafletinde bulunarak hata üstüne hata işlemeyi alışkanlık haline getirmenin nedenlerini yazmayı düşündüm bundan da vaz geçtim. Bu yazı işkence olmasın diye “Ben Bilirim” sözünün açıklaması da değildir. Baktım ki olmuyor ben de günü kurtarmak adına Kazak Abdal’ın şirine sarıldım…

        Kazak Abdal 15’inci yüzyıl sonlarında yaşayan bir ozanımız. Bugün aramızda yaşasaydı “Ormanda Büyüyen Adam Azgını” şiirini acaba nasıl söylerdi? Diye düşünerek sizlerinde aynı düşünce içersinde bir şiir

Kadavrada Ölümü Aramak!/Bekir AKKAYA

Geçenlerde, C.Dündar’a ait olan slayt eşliğinde bir yazı okudum.  Yazı ölmeden önce ölmeyi ve öldükten sonra olabilecekleri konu almış. Aynı yazının bir başka türünü ben “Zafer Dergisin’de çok önceleri “Kabus” başlığı altında okumuştum. O yazı ile bu yazı arasında pek bir fark yok.  Her ikisi de öldüğünüzü düşünerek kabre girene dek ve kabirde olabilecek ihtimalleri, yaşamanızı bir an için düşünmeye sevk eden bir yazı. Tasavvufta da “rabıta” denilen eylemin bir bölümü “öldüğünü farz etme” eylemi üzerine kuruludur. Yani bizim dilde “ ölmeden önce ölme” denilen eylem…

            Bu günlerde ben Mary Roach’ın “Kadavra” adlı kitabını okumaya çalışıyorum. Kitap kadavraların yaşantılarını anlatıyor. Bizim dildeki kadavranın karşılığı ölmüş insan bedenleri. Kadavralar doktorların okuduğu okullarda hayatlarını sürdürüyor. Neticede bir ameliyatı öğrenme canlı bedende olamayacağına göre, ölmüş bedenlerde bu kesip biçme işini yapmak tıpta da gelişmeyi sağlıyor.

            Ne Can Dündar’ın yeni yazısı ne de Zafer Dergisindeki ilgili yazı öldükten sonra bir insanın kadavra olabileceğini ve kadavra olarak bir tıp öğrencisinin elinde kesilip biçilme durmunu işlememiş. Sadece kadavra olma ihtimali değil, insan nerede ve nasıl öleceğini bilemediğinden cesedinde çürüyene kadar ne gibi bir durumla karşı karşıya kalacağını kestirmesi de mümkün değil. Öyle de olsa  mesela bir Amerikalı şöyle düşünebilir…

            Kalbinize yenik düştünüz. Ve cesedinizin

14 Nisan 2021 Çarşamba

Sonradan Görme, Ezik Büzüklere Bu Fotoğraflar İyi Gelir!

Başlarının dikliğinden yeri göremeyenler,

          İnsanları aşağılayarak kendilerini bir şey sananlar,

          Kibir ve gururdan yanlarından geçilmeyenler,

          Selam verirken bile adam seçenler,

          Gıytırık yerlerde Ak Parti sayesinden koltuk ve makam sahibi olduklarını düşünüp halkı aşağılayanlar,

          Entel dantel kılıflara girerek kendilerini nimetleştirenler,

          Anasını babasını beğenmeyip

12 Nisan 2021 Pazartesi

Cenazede Iskat Krizi /Haber Yorum

Kumru Fizme Afullu Mahallesinde 90 yaşında vefat eden Ali Bice’nin vefatından sonra cenaze namazından sonra yüz yıllardır gelenekleşen ıskat verilmemesi köylülerin tepkisine neden oldu.

Vefat eden Ali Bice’nin altı oğlundan beş tanesi yurdun değişik yerlerinde resmi İmam-Hatip olarak görev yaptıkları, imam oldukları halde babalarının cenaze namazından sonra para olarak verilen ıskatı vermemeleri İki belediyeden oluşan Fizmede tartışmalara neden oldu.

 Kendileri ile görüştüğümüz Ali Bicenin oğulları Bolu’da görev yapan İmam Hatip Mehmet Bice, Sökede İmamlık yapan Muharrem Bice, Kuşadasında İmam- Hatiplik yapan İbrahim Bice,

Etiketler